BİREYSEL BAŞVURU, ANAYASA MAHKEMESİ; YANLIŞ TEDAVİ NEDENİYLE TAZMİNAT DAVASI-ETKİLİ BAŞVURU HAKKI

ÖZET
 Davacı, devlet hastanesinde 06.09.2005 tarihinde yapılan yanlış tedavi nedeni ile maddi (340.000 TL) ve manevi (100.000 TL) zararlarının tazmini için dava açtı. Davacı dava dilekçesinde değer belirtmeksizin gelecekte geliştirilebilecek tedavilerin sınırsız, şartsız ve bedelsiz olarak sağlanmasını, zorunlu fizik tedavinin evde aralıksız ve bedelsiz olarak yapılmasını, psikolojik tedavinin evde bedelsiz olarak gerçekleştirilmesini, kendi durumundaki hastalar için özel olarak üretilen akülü aracın bedelsiz olarak verilmesini ve hayatı boyunca bu durumundan kaynaklanan komplikasyonların tedavisinin bedelsiz ve şartsız sunulmasına yönelik olarak da karar verilmesini talep etti.
 Mahkemece, miktarı belirtilen maddi tazminat talebinin tamamına ve manevi tazminat talebinin bir kısmına hükmedildi. Ancak dava dilekçesinde miktarı belirtilmeyen diğer tazminat talepleri reddedildi.
 Karar taraflarca temyiz edildi.
 Danıştay, kararı onadı.
 Taraflar karar düzeltme isteminde bulundu.
 Davacı, karar düzeltme dilekçesinde, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 16. maddesinin (4) numaralı fıkrası uyarınca 69.420 TL için miktar artırım talebinde bulundu.
 Daire; tarafların esasa yönelik karar düzeltme taleplerini reddetti; anılan kanun hükmüne göre artırılan maddi tazminat miktarı ile ilgili olarak yeniden karar verilmek üzere dosyanın Mahkemeye gönderilmesine karar verdi.
 Mahkeme, bozma kararına uyarak 69.420 TL’lik maddi tazminat miktarının maddi tazminatın davalı idareye başvuru tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle başvurucuya ödenmesine hükmetti.
 Davalı idarenin temyiz başvurusunda bulundu.
 Daire kararı onadı.
 Davalı idare karar düzeltme isteminde bulundu.
 Daire, maddi tazminat miktarına yürütülecek faizin başlangıç tarihine ilişkin kısım dışındaki bölümler yönünden karar düzeltme istemini reddetti. Faiz başlangıcının ise 69.420 TL maddi tazminata dair artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 5/1/2015 tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği gerekçesiyle bu kısım yönünden onama kararı kaldırılarak mahkeme kararı bozuldu.
 Mahkeme bozma kararına uyarak maddi tazminatın artırılan 69.420 TL’lik kısmına ilişkin faizin başlangıcının miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği tarih olan 5/1/2015 olarak belirlenmesine, bu tarihten itibaren hesaplanacak faiz miktarının başvurucuya ödenmesine karar verdi.
 Temyiz ve karar düzeltme talepleri reddedildi ve karar kesinleşti.
 Davacı, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulundu.
 AYM; arttırılan kısım için faizin, miktar arttırım dilekçesinin idareye tebliğ edildiği tarihten itibaren başlatılmasına karar verilmesinin, başvurucunun alacağının değer kaybına uğramasına sebebiyet verdiği ve bu durumun tıbbi ihmalden kaynaklanan zarara ilişkin yeterli giderimin sağlanamamasına yol açtığı gerekçesi ile etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini kabul etmiş ve yeniden yargılama için dosya Danıştay’a gönderilmiştir.
 Anayasa Mahkemesi, Ferihan Beyoğlu, 09.01.2025 gün ve 2020/20382, R.G. Tarih ve Sayı: 7/8/2025 – 32979

İÇTİHAT (CEZA GENEL KURULU): MÜDAFİİ İLE TEMSİL EDİLEN SANIĞA AYRICA TEBLİĞAT YAPILMALIDIR.

ÖZET “İçtihat Metni” Kararı Veren Yargıtay Dairesi : (Kapatılan) 16. Ceza Dairesi Mahkemesi :Ceza Dairesi Sayısı : 1075-1220 FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan sanık …’in TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5, TCK’nın, 62, 53, 58/9-6 ve 63. maddeleri uyarınca 8
Read More

UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ KARARI: (YARGITAY 3 HD.)-KİRA TESPİTİ DAVALARINDA KARAR VE İLAM HARCI

Aylık kira bedelinin tespiti istemiyle açılan davalarda karar ve ilam harcının, hükmedilen aylık kira bedeli ile önceden ödenmekte olan aylık kira bedeli arasındaki fark üzerinden alınması gerekir.

İÇTİHAT: HUKUK GENEL KURULU-MUNZAM ZARAR

ÖZET
 Davacı, 09.12.1999 tarihinde… A.Ş.’nin Fatih Şubesi’ne toplam 450.000 TL yatırdı.
 Mevduat … Off Shore Ltd. adlı bankaya ait hesaba aktarıldı.
 Davacı, paranın tahsili için davada açtı
 12.02.2015 tarihli kararı ile 450.000TL’nin 09.12.1999 tarihinden itibaren işlemiş avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verildi.
 Davacı, icra takibi başlattı. 09.05.2016 tarihinde mahkemece hüküm altına alınan bedel faiziyle davalıdan tahsil edildi.
 Davacı, müteaddit başvuruya rağmen ödenmeyen paranın tahsili için davalı banka aleyhine ikame ettiği dava lehine sonuçlansa da söz konusu parayı ancak yatırılma tarihinden 16 yıl sonra ve sadece ana paraya işletilen temerrüt faizi ile birlikte tahsil edebildiğini, oysa, paranın erken tahsil edilmesi halinde yatırım yapabileceğini, yatırım yapmasa bile parayı atıl durumda tutmayarak faize faiz işletmek suretiyle değerlendirilebileceğini, söz konusu paranın sadece ana paraya işletilen temerrüt faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi sebebiyle faizi de aşan bir munzam zararının oluştuğunu iddia etmiştir.
 Mahkemesi, munzam zarar iddiasının somut delillerle ispat edilemediğinden bahisle davanın reddine karar vermiştir.
 İstinaf başvurusu ise bölge adliye mahkemesince reddedilmiştir.
 11. Hukuk Dairesince, eksik araştırma nedeni ile bozma kararı verildi.
 Mahkeme direndi.
 Hukuk Genel Kurulu direnme kararını onadı.

İÇTİHAT-YARGITAY 9 HD.: YILLIK İZİN VE KÖTÜNİYET TAZMİNATI

ÖZET
1. Davacı, işçilik alacaklarını ve kötüniyet tazminatını talep etmektedir.
2. Mahkeme, kötüniyet tazminatı dışındaki talepleri kabul etmiştir.
3. Daire : “… Yıllık izin ücreti feshe bağlı alacaklardandır. Yıllık izin ücretinin talep edildiği asıl davanın açıldığı 25/07/2013 tarihinde henüz fesih bulunmamaktadır. Bu nedenle yıllık izin alacağı reddedilmemesi,
Kabule göre
Yıllık izin ücreti hesabına esas ücrete asgari geçim indiriminin dahil edilemeyeceğinin, asgari geçim indirimi hiç bir işçilik alacağına esas ücrete dahil edilemeyeceğinin, giydirilmiş ücretin belirlenmesinde yemek ücretinin net yerine brüt olarak eklenmesinin hatalı olmasının dikkate alınmaması,
Hatalıdır.
Kötüniyet tazminatı reddedilmiş ise de “davacının bir kısım işçilik alacaklarını asıl dava ile talep etmesi nedeni ile davalının davacıyı temizlik işlerine verdiği ve sonrasında iş aktini feshettiği anlaşıldığından, iş aktinin davalı tarafından feshinin asıl nedeninin davacının bir takım işçilik alacaklarını dava açarak istemesi nedeni ile olduğu anlaşılmaktadır. Başka bir deyişle fesih nedeni bakımından, kötüniyet tazminatının koşulu oluşmuştur, bu nedenle kötüniyet tazminatı kabul edilmelidir.
BOZMA

ANAYASA MAHKEMESİ-BİREYSEL BAŞVURU

Ceza infaz kurumunda hükümlü olan başvurucu, AİHM tarafından gönderilen mektup içinde yer alan ve ek olarak gönderildiğini düşündüğü bir kısım evrakın kendisine teslim edilmediğini ileri sürerek teslim edilmesi talebiyle Kurum Müdürlüğüne dilekçe sunmuştur.

Kurum bir işlem yapmamıştır.

Bunun üzerine başvurucu infaz hakimliğine başvurarak; mektubun incelenmesinin hukuka aykırı olduğunu, eksik evrakın kendisine teslim edilmesi konusunda 2/12/2019, 4/12/2019 ve 13/12/2019 tarihlerinde Kurum idaresine yazılı şekilde talepte bulunduğunu ancak bu konuda herhangi bir işlem tesis edilmediğini iddia etmiştir.

İnfaz hâkimliğine yapılan şikâyet, esasa girilmeden reddedilmiştir.

Bu karara itiraz eden başvurucu, talebinin reddedilmesinin ardından Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

Başvuru, infaz hâkimliğine yapılan şikâyetin esasa girilmeden reddedilmesi nedeniyle haberleşme hürriyeti ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Mahkeme, infaz hakimliğinin esasa girmeden verdiği ret kararını haberleşme hürriyeti kapsamında değerlendirmiştir.

Mahkemece; Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetiyle bağlantılı olarak Anayasa’nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.

İÇTİHAT (YARGITAY 2. HD): İTİRAZIN İPTALİ DAVASINDA ISLAH VE HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE

ÖZET
 Davacı,03.03.2022 tarihinde anlaşmalı boşanma protokolüne dayalı icra takibi başlattı.
 Davalı, borcun tamamına itiraz etti
 Davacı kısmi dava açarak itirazın iptali istedi
 Davacı yargılama sırasında 18.10.2023 tarihinde ıslah harcını yatırdı.
 Mahkeme, ıslah edilen miktar yönünde de olmak üzere davayı kabul etti.
 Kanun yararına temyize gidildi.
 Daire, dava dilekçesi ile talep edilen ve harçlandırılan 5.000,00 TL yönünden kanunda öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, ne var ki ıslahla artırılan miktar yönünden itirazın iptali davası için öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, hak düşürücü sürenin, itiraz niteliğinde olup hakim tarafından re’sen dikkate alınması gerektiği, bu sebeple ıslah ile artırılan miktar bakımından hak düşürücü süre geçtiğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

Süre Tutum Dilekçesinin Hukuki Niteliği

Bireysel başvurunun konusu; başvurucunun ilk derece mahkemesinin kararını temyiz etmek için mahkemeye sunduğu “süre tutum” dilekçesi Yargıtay tarafından dikkate alınmayıp süre aşımı nedeniyle temyiz başvurusunun reddine karar verilmesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiğine dairdir.

Usulüne Uygun Yapılmayan Tebligat Savunma Hakkını Kısıtlar mı?

Adil yargılanma hakkının en önemli unsurlarından biri hukuki dinlenilme hakkıdır. Dava dilekçesinin tebliği ile davalı savunma hakkını kullanma olanağı kazanır ve cevap verme süresi işlemeye başlar . Bu açıdan dava dilekçesinin tebliğ edilmesi zorundadır. Davalının vekiline tebligat kanununun 9. Maddesine uygun tebligat yapılmadığından savunma hakkı dolayısıyla da adil yargılanma hakkı ihlal edilmiştir.